TURUNÇ

Tarihçe

Tarihçilere göre bölgede yerleşik yaşam M.Ö. 3400 yıllarında bölgeye hâkim olan Batı Anadolu medeniyetlerinden Karyalılar tarafından kuruldu. Karyalılar güneybatı Anadolu'nun yerleşik ilk halklarından biridir. Karyalılar’ın ardından medeniyetin beşiği olarak kabul edilen bu bölgeye birçok kavim hâkim oldu. Bölge Eolyalılar, İonyalılar, Dorlar, Lidyalılar, Persler’den sonra Makedonya Kralı Büyük İskender tarafından istila edildi. Daha sonra Romalıların idaresine geçerek Rodos Birliği’ne (Rodean Perea) bağlandı. Bununla ilgili bazı yazıtlar Marmaris Eylik Taşı Arkeoloji Parkındaki sunak taşları üzerindeki kitabelerde görülüyor. Roma İmparatorluğunun parçalanmasından sonra Doğu Roma ve Bizans idaresine geçen bölge 900 yıl Bizans yönetiminde kaldı. Bölge 7. ve 9. yüzyıllarda Arapların istilalarına uğradı. Bu akınlarda kıyılara yakın olan antik şehirler yağma edildi, tarihi eserler bundan zarar gördü. Daha sonra Haçlı seferleri sırasında da benzer saldırı ve tahribat İstanbul başta olmak üzere tüm Anadolu’da bir kez yaşandı. Anadolu’ya Malazgirt zaferinden sonra akın etmeye başlayan Türk Boyları değişik kollarla Güney Batı Anadolu’ya ve bölgeye yerleşmeye başladı. 13. yüzyılda kurulan Osmanlı Birliği bugünkü Muğla hudutları içindeki yerlerde ‘Menteşe Beyliği’ adı altında Mesut Bey komutasında bir birlik kurdu. Osmanlı İmparatorluğunun kuruluşuyla başlayan gelişme 14. ve 15. yüzyıllarda Anadolu’ya tamamen egemen oldu ve özellikle Kanuni Sultan Süleyman döneminde Akdeniz bir ‘Türk Gölü’ne dönüştü. Denizlere hâkim olan Türk Kaptan-ı Derya’ları ve kahraman Leventler ünlü kadırgalarıyla Marmaris ve Turunç limanlarına da demirleyip, dinlenme, ikmal, onarım yaptılar. Denizde savaşta veya hastalanarak ölen denizciler Amos, Nimada (Cennet Adası) gibi yakın ve kolay yerlere gömüldüler.  

Turunç, Bozburun yarımadasının önemli yerleşim birimlerinden birisidir. Bölgedeki ören yerlerinde bulunan yazılı belgelere bakılırsa,  Bozburun Yarımadası antik çağda “Loryma Yarımadası” olarak adlandırılıyor. Yarımadanın güneybatısında, doğal liman olan ve stratejik değeri yüksek bir askeri üs olarak bilinen Loryma ve kalesi yarımadaya adını vermiş. Günümüzde Loryma Limanı "Bozukkale Koyu" olarak adlandırılıyor. Burada, ünlü deniz amirali “Atinalı Conon” Rodos Seferi öncesinde Ispartalılara karşı gemilerini burada saklamış. Kalede mevcut mancınıkı denizden Rodos’a taşıtarak Rodos şehrini başarılı olarak kuşatmada bu mancınıktan attığı taş güllerden yararlanmış. Tarihte bu yüzden bu kaleye ‘Mancınıklı Kale’de denmiş.

Loryma Yarımadası’nın her köşesinde antik çağın izlerine rastlamak olası; Loryma, Syrna, Kastabos gibi ören yerlerinin yanısıra Turunç'a 4 km uzaklıkta, küçük bir burnun üstünde bulunan Amos, Rodos Birliğinin en önemli üç yerleşim biriminden biri. Aynı zamanda Turunç’un güneyinde yer alan doğa harikası küçük bir koya sahip. Amos’ta tepe boyunca uzanmış sur kalıntıları mevcut. Helenistik Devirden Bizans devrine kadar sürekli yerleşim gören antik Amos kenti Rodos'un kara tarafındaki üç kasabasından biri. Kentin etrafı surlarla çevrili. Bu surlar arkeologların ‘syklopik’ adını verdikleri harçsız, sıvasız, ikiz kenar dikdörtgen şeklindeki kesme taşlardan yapılmıştır. O zamanların, yani zamanımızdan yaklaşık iki bin beş yüz yıl öncesinin duvar tekniğini görmek isteyenler Amos’a mutlaka bu duvarları görmeye gelmelidir. Taşlar Amos’un Batısındaki Marmaris’in Balan dağından sonra (990 m) ikinci yüksek dağı olan Palamut Tepeden (888 m.) blok kayaklar halinde getirilip, burada işlenmiştir.   

Antik kentin batısında Amos'un tanrısı Apollon’a ait kitabeler ve bir tapınak kalıntısı bulunuyor. Bu noktanın Apollon Tapınağı olduğu düşünülüyor. Ayakta kalabilmiş diğer bir önemli yapıt ise her gösteriden önce orkestranın ortasındaki sunakta şarap ve verimlilik tanrısı Dionisos adına kurban sunulan antik tiyatrodur. Oturma kapasitesi 2 bin kişiliktir. Tiyatronun kazı yapılmamış bu haliyle bile akustiğinin iyi olduğu tespit edilmiştir. Günümüze kalan bir diğer buluntu ise kil tabletler üzerine yazılı tarihin en eski kira sözleşmeleri. Amoslular’ın gelişmiş toprak ve tarım reformu olarak tanımlanabilecek düzenlemeler yaptıkları bu sözleşmelerden anlaşılıyor. Yamaçlarda düz, ekilebilir arazi kazanmak üzere yapılmış taş teraslama duvarları, deniz tabanında ve hemen hemen her inşaatın temel kazısında bulunan amfora parçaları Amoslular’ın yoğun bir şekilde bağcılık yaptıkları ve şarap ürettiklerini gösteren kanıtlardır.

Turunç adını nereden aldı?

Turunç beldesinin adı, bölgede çokça bulunan Turunç ağacından geliyor. Turunç, anayurdu Güney Afrika olmakla birlikte 11. yüzyılda Akdeniz ve Avrupa’ya getirilen, Akdeniz iklim kuşağında yetişen, kışın yapraklarını dökmeyen bir narenciye türü. Turunç Belediyesi adını aldığı ve son yıllarda azalan turunç ağacı sayısını artırmak için yeni dikimler yapıyor. Bunları Turunç’a kara yoluyla girerken yolun sağında ve solunda görebiliyoruz. Marmaris ve Turunçlular eskiden salata, balık kızartma ve çorba gibi yiyecek ve içeceklerinde limon yerine turunç suyu kullanırlardı. Bu alışkanlık Turunç’ta bugün de devam ediyor.