2011 Turizm Sezonunun Tehlike Çanları

Gözlem / Güman Kızıltan - İçinde bulunduğumuz 2010 turizm sezonu iyi bir şekilde sona ermektedir. Özellikle Eylül ve Ekim rezervasyonlarının geçen yıla göre daha verimli olduğu anlaşılmaktadır.

Tahminimiz ekim ayı sonuna kadar gittikçe azalması muhtemel bir tempoda turist akını devam edecektir. Bu arada Yunanistandaki krizin Türkiye'ye yeni talepleri getirdiğini söyleyebiliriz. Bir defa maliyetlerin artması Yunanistan'a gidenlerin tatmin edici servis imkanına sahip olmamaları, grevler Avrupalı turisti özellikle hiçbir risk istemeyen ingiliz ve İskandinav ülkeleri turistini bu destinasyondan uzaklaştırmıştır. Tur operatörleri bu ellerindeki potansiyeli en yakın destinasyon olan Türkiyeye çevirmekte tereddüt dahi etmemişlerdir. Antalya, Alanya ve Marmaris ile Bodrum 2011 sezonu için en aşağı yüzde 20 ile yüzde otuz oranında ek talep ve rezervasyona kavuşacaktır. Burada dikkat edilmesi gereken husus, çifte rezervasyon tehlikesine gelecek sezon yakalanabilmemiz ihtimalidir. Bu hususta azami dikkat sarfedilmesi gereklidir. Tedbirinin sektör yetkililerince özellikle TÜRSAB ve TÜROFED gibi kuruluşların mensuplarınca şimdiden irdelenmesinin de faydası olur düşüncesindeyim. 
Bodrum 2011 sezonunun parlak bir yıldızı olacaktır kanısındayım, özellikle İngiliz ve İskandinav piyasasında ki monopol halindeki bilinen Tur operatörleri Muğla bölgesinin iklim şartlarını özellikle temmuz ve ağustos aylarındaki hava sıcaklıklarının ve şartlarının Antalya'dan daha serin olması nedeni ile talebi bu bölgeye çevireceklerini ilan etmişler ve yeni yapılan küçük kapasiteli otellerle beraber inşaatları biten tesisleri kapatmışlardır. Türk Turizmi ülkenin siyasi istikrarından şimdilik mutlu ve inançlıdır. 
Referandum sonuçları "Hayır"cıları mutlu etmemesine rağmen AB ülkelerince olumlu karşılanması dikkatleri ve güvenleri turizm destinasyonu olarak ülkemize çevirmiştir. Çeşme'ye gelince Alaçatı cazibesi ile birlikte dış talep yönünden pek fazla talebinin artıramadığı gerçeğinden hareket edersek, yerli turist yönünden talebini koruyacağını söyleyebiliriz. Ancak talep artıkça Çeşme ve Alaçatı'daki konaklama tesislerinin ve özellikle yeme-içme tesislerinin, lokantaların aşırı içki fiyatlarını ve toplam ücretlerini astronomik rakamlara çekmesi yanlış bir ters propagandayı ortaya çıkarmıştır. 
Turizmde reklamasyon ve kötü propagandanın dağılma ve etki süresi çok süratlidir. Bu sene Çeşme ve Alaçatı daki pek çok tesisin oturup düşünmesinde yarar olacağını göstermektedir. Temennim, akıl yolunu tercih etmeleridir. En basit tesiste iki kişinin yemek ücretinin tutarı eğer 150 liradan başlarsa burada bir şeylerin doğru olmadığı ortaya çıkar, Butik otelin önce tarifi ve niteliklerinin de abartıldığı ve çok kere yanlış anlaşıldığı ve takdir edildiği konaklama ünitelerinde gecelik fiyatlar 300 ti olarak başlatılırsa gelecek sezon doluluğu hakkında şüpheler duyulabilinir. Ülkemizde yeni destinasyonlar öncelikle güven unsurunu en önce ortaya çıkarmaları ve inandırmaları lazımdır. 
Aksi halde servis/fiyat dengesini abartanların turizmdeki ömürlerinin çok kısa olması kaçınılmazdır. Kısaca 2011 sezonun da talep yükselmektedir. Kalite düşüklüğü ve çakma içkilerle servis maliyetlerinin azaltılacağına inanan tesis sahiplerini uyarıyorum. Gittikleri yol hem tesisleri ve hem de ülkenin turizm ekonomisi için çok tehlikeli olacaktır. "Her şey dahil" Körfez krizi sonrası şartlarının sonucu ülkemizde revaç bulmuş, hatta zamanla çeşitlendirilmiştir, Süper Her şey dahil gibi v.s v.s Türkiye'nin artık bu işe el atması ve gündemine alarak bunun için çareler üretmesi gereklidir. Birden bire kesip atmak mümkün olamayacağı ortadadır. En iyisi işin konaklama yeme için ayrı fiyat verip, içki bedellerini müşterinin ödemesinin temini bir alternatif olacaktır. Ancak burada ülkemizdeki bir gerçeğide anlamamız lazımdır. 
Otellerde ve lokantalarda içki fıyatlerı anormal pahalıdır. Anlaşmaları yemek dahil tam pansiyon yapıp, içki ucuz fiyatla ayrıca satılırsa inanıyorum. Maliyetler düşeceği gibi piyasa tabiri ile "Çakma" sahte içki ve meşrubat fiyaskosu da sona erecektir.Bar ve içki satışlarından elde edilecek karlarda patlama olacaktır. Türk turizminin kurtuluşunun reçetesi bu kangrenin ilaçları olacak tatbikattır. Türk turizminin rekabet gücü kuvvetlidir . Ancak halen takip edilen politikalar özellikle konaklamadaki her şey dahil tesislerde yanlıştır. Turizm aynı zamanda çok hassas ve insan odaklı ve onun zevklerine, eğlencesine ve en önemlisi tatil dönüşünde ülkesindeki eşine dostuna anlatacağı hatıraları ile öğünmesi zevkini karşılar. 
Kültür ve Turizm Bakanhğı'na, tesislerde kalan turistlerden gelen "şikayetler" gittikçe yükselmektedir. Tehlike çanları çalmaktadır. Bakanlık, Türsab, Türofed, ve diğer benzer kuruluşlar toplanmalı ve çare üretme masasını kurarak iyileştirmeleri gündeme getirmelidir. 
Bizlerden söylemesi, bunlar yalnızca konuşmakla hallolmaz, sonuçlar şiddetle devam ederse ki edecek, vakit çok geç olacaktır. Lütfen hassas olalım artık.


Galeri