ITB Berlin Fuarı Değerlendirme Raporu

ITB Berlin Fuarı için “Dünya’nın en büyük turizm organizasyonu” denir. ITB 2012, bunu bir kez daha kanıtladı. 7-11 Mart tarihleri arasındaki fuar geçtiğimiz yıla göre yüzde 20 büyüme göstererek 187 ülkeden 10 bin 644 katılımcıya evsahipliği yaptı. Fuarı 5 gün boyunca 113 bin 6 profesyonel ziyaretçinin yanısıra 59 bin 126 kişi de tatil araştırması yapma amacıyla ziyaret etti. 94 ülkeden yaklaşık 7 bin gazeteci de ITB için kayıt yaptırdı.

Başka hiçbir platformda bir araya gelemeyecek olan “birbirine ters” ülkeler ve ideolojiler turizm sektörü sayesinde bir araya gelebiliyor. Bunun en çarpıcı örneğini de Berlin’de görebiliyorsunuz. İsrail-İran, Azerbaycan-Ermenistan, Kuzey Kıbrıs-Güney Kıbrıs gibi yıllardır birbirleriyle sorun yaşayan devletler turizmin birleştirici özelliğiyle “yan yana” ülkelerinin tanıtımını yapabiliyorlar.

Fuarın bu yılki “özel statü”ye sahip ülkesi Mısır’dı. Başta Almanlar olmak üzere bu bölgeyi kaybetmek, ya da yalnızlığa itmek istemeyen Avrupalı turizmciler Mısır’a destek olmaya, moral vermeye çalıştılar.

ITB yalnızca fuar değil, dev bir bilgi paylaşım ortamı

Fuarın kapanış raporuna göre ITB sırasında yapılan toplantılara ve sunumlara 17 bin kişi katılmış. Bu da geçtiğimiz yıla göre yüzde 20’lik bir artış demek. Bu toplantılarda 200’den fazla uzman ve profesyonel sektör temsilcisi Dünyadaki yeni turizm eğilimlerini ve sektörün nereye gittiğini anlattı.

Turizm alanında teknoloji ve internet kullanımının ne hızla geliştiğini ise yine rakamlar gösterdi. 4 salonda 236 teknoloji firmasının yeralması ve bu sayının bugüne kadarki en geniş katılım olması önümüzdeki süreçte turizmde teknoloji kullanımının önemini açık şekilde ortaya koydu. Fuarın bu bölümünde ağırlıklı olarak mobil seyahat uygulamaları ve sosyal medyada turizmin gelişimi ön plandaydı. Özellikle son 2 yılda ortaya çıkan mobil uygulamalar “App Marathon” adıyla fuarın 4. günü ziyaretçilere ayrıntılı olarak sunuldu.

Sürdürülebilir Turizm

Dünyanın artan nüfusu, her geçen gün tüketimi artan bir Dünya… Turizm alanları da bu hızlı büyümeye yenik düşüyor. Betonlaşma artıyor, denizler kirleniyor, ormanlar katlediliyor, doğa yavaş yavaş yokoluyor. Dünyanın entelektüel turizmcileri de bu sorunlara çözüm arayışını artık her fuarda ortaya koyuyor. Bu yıl Berlin’de de “ Sürdürülebilir Turizm” başlığı altında insan haklarından kaliteli hizmete, doğal parklardan yağmur ormanlarına ve kaynakların aşırı tüketimine kadar birçok alt başlık vardı. Son yıllardaki fuarlara baktığımızda küresel ısınma ve iklim değişikliği turizmcilerin ısrarla üzerinde durduğu konu oluyor. Ülkemizin kıyı bölgelerine baktığımızda Nisan ve Mayıs aylarındaki artan yağışlar, bunun tersi olarak da Kasım, hatta Aralık ortalarına kadar uzayan güneşli günler sanıyoruz ki iklim değişikliğinin bizim buralara yansımasının küçücük bir kesiti. Turizmcilerimizin yakın gelecekte bu durumdan etkileneceğini ve sezon tanımlamasını yeniden yapacağını söylemek çok büyük beceri gerektirmiyor. Ancak tabii ki asıl sorun sezondaki değişiklik değil, aşırı ısınmanın Dünyamızı nerelere götüreceği.

Engelliler, artık turizmcilerin yeni hedef kitlesi

Ülkemizde ve Dünyada –ne yazık ki- her geçen gün artan engelli sayısı yeni bir hedef kitleyi de ortaya çıkardı. Geçmişte kısıtlı alanlarda yaşamaya zorunlu bırakılan engelliler, teknolojinin gelişimi ve “turizm hareketinin engellilerinin de hakkı olduğu” anlayışının ortaya çıkmasıyla artık daha rahat geziyor ve seyahat yapabiliyor. İşte bu değişimi yakından izleyen ve bu alana ilgi duyan sektör temsilcileri de ITB’de buluştular ve “engelli turizminin” sektöre katkısının 5 milyar Euro değerinde olduğunu ortaya koydular.

Türk turizmcisi fuardan mutlu döndü

Bu yıl daha fazla Türk turizmcisi Berlin Fuarı’ndaydı. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın tüm üst düzey yetkilileri de oradaydı. Tur operatörleriyle çeşitli görüşmelerde bulundular ve kamuoyuna Alman pazarına yönelik olumlu gelişmelerin mesajını verdiler. Gerek Bakanlık yetkililerinin gerekse sektör temsilcilerinin anlattıklarından ortaya çıkan tablo Türkiye’nin bu pazarda 2012 yılı içerisinde yüzde 3 ile 5 arasında artış yakalayacağı oldu. Zaten Almanya’daki tur operatörleri de ülkelerindeki turizm hareketinin bu yıl benzer oranda artacağını ön görüyor. Elde edilen veriler, özellikle düşüşe geçen İngiliz pazarından etkilenen Güney Egeli turizmcilerin yüzünü güldürdü.

Muğla için özel ekip

Muğla Valisi Fatih Şahin başkanlığındaki Muğla ekibi fuarın ilk 2 günü arka arkaya önemli görüşmelerde bulundu. Marmaris Turizm Birliği (MARTAB), Güney Ege Otelciler Birliği (GETOB), Dalaman Dış Hatlar İşletme Müdürü Hamdi Güvenç Vali Şahin’e her görüşmede eşlik etti. Thomas Cook-Öger Tur, Berlin Tur Operatörleri Birliği, Humboldt, Sun Express ve REWE Touristik adına MTS yetkileri ile yapılan toplantılarda Marmaris, Fethiye ve Bodrum’un Almanya’dan daha fazla turist alması için yapılanlar ve yapılabilecekler konuşuldu. Öger ve REWE satışların gayet iyi gittiğini ve beklenenin üzerinde bir artış yakalanacağını söylerken, Sun Express de Dalaman’ı birkaç yıl içinde İzmir ve Antalya gibi bir “üs” haline getirmek istediğini açıkladı. Marmaris ve Fethiye’yi umutlandıran bu projenin öncesinde ise bu yıl Nisan’da başlayacak Düsseldorf/Köln/Hamburg ile Dalaman arasındaki uçuşların Kasım ortalarına kadar sürdürülmesi planlanıyor. Humboldt isimli Alman tur operatörü ise yılda 400 bin Alman’ı çeşitli ülkelere gönderiyor. Bunun dörtte biri Türkiye’ye geliyor ancak Muğla bölgesinde hiçbir operasyonu bulunmuyor. Firma, klasik operatörler dışında bir yol izliyor. Tanıtım için Alman gazetelere ilanlar vererek toplantılar düzenliyor ve tatil planı yapan kitleyi bu toplantılara davet edip, o anda satış yapıyor. Satış yelpazesinde yalnızca 5 yıldızlı tesislere yer veren firma Türkiye’ye yolcularını THY veya Sun Express ile taşıyor. Sezonun en yoğun olduğu Temmuz-Ağustos ile en düşük olan Aralık-Ocak aylarında satış yapmıyor. Otellerde avantajlı fiyatlar yakalayarak karını daha çok halı, kuyum ve benzeri satışlardan elde etmeye çalışıyor. Firma için yakın zamanda Muğla bölgesinde bir toplantı yapılarak otelcilerle biraraya getirme yönünde görüş birliğine varıldı.

Tüm bu görüşmelerden özetleyebileceğimiz, herhangi bir olumsuz gelişme yaşanmazsa Marmaris ve Fethiye için Alman pazarında 2011’e göre yüzde 10-15’lik bir artış olması bekleniyor. Son yıllarda bu pazarda 100 bin sınırının üstüne çıkamayan bölgemiz için bu artış bir dönüm noktasının işareti olabilir. İngiltere’de kan kaybeden ve önümüzdeki yıllarda da bu kaybı devam edecek olan Marmaris ve Fethiye, gözlerini “eski pazarları” olan Almanya’ya çevirmiş durumda. Kamu kurumları ve sektör bunun için daha hızlı ve koordineli adımlar atmaya hazır görünüyor.

Dev katılımın ciddi eksileri

ITB’de bu yıl 3.2 no’lu salona girenler kendisini uluslararası bir fuarda değil de Ankara’da bir otel salonunda Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından verilmiş bir davette gibi hissetti. Ülkemizden katılım o kadar fazlaydı yani. İki adımda bir tokalaşan, öpüşen ve ardından derin sohbetlere dalan İstanbullu, Antalyalı, Muğlalı, Kapadokyalı turizmciler sanki yıllardır birbirleriyle karşılaşmıyor gibiydiler. Araya sıkışan birkaç yabancı ziyaretçi ise “davetsiz misafir” izlenimi verdi. Fuarın ilk günü aslında yabancı konuklar için hazırlanan geleneksel Türk mutfağı kokteylinin de katılımcıları yine fuarda yer alan bürokratlar ve sektör temsilcileri oldu. Yukarıda anlattığımız geleceğe ışık tutan toplantılara ve sunumlara ise kaç Türk vatandaşının katılıp katılmadığını bu açıklamalardan anlayabilirsiniz.

Her sene kullanılan dev Türkiye alanında nedense koridor alabildiğince geniş tutulmuş, bölgesel tanıtım masaları için yalnızca 1 metre yeterli görülmüş. Bakanlığın kendi tanıtım politikası olan “bölgesel tanıtım” ise bu küçük masaların arasında yüksek duvarlı “hücre” tipi odacıklara sıkıştırılmış. Dahası, planlamada ciddi hatalar yapılmış. Örneğin, Ege Bölgesi için düşünülen alanda Bursa ve Çanakkale’ye yer verilmiş, buradan ortaya çıkan yetersizlikten dolayı da Muğla’nın ilçeleri Marmaris, Fethiye ve Milas’ın üçüne birden yalnızca 1 metre masa yetmek zorunda kalmış! Bunun sonucunda da her ilçeden gelen 2’şer, toplamda 6 görevli bölgelerini tanıtmak için alt alta, üst üste çırpınıp durdu. Bitmedi… 3 ilçe bir masaya verilirken Bodrum ve Datça’ya ayrı ayrı birer masa uygun görülmüş. Yani, planlamaya yapan arkadaşlar Milas’ın Bodrum’la, Marmaris’in de Datça ile bir arada olması gerektiğini bile gözden kaçırmışlar. Durumu yakından gören Tanıtma Genel Müdürü Cumhur Güven Taşbaşı bundan sonraki fuarlarda eğer amaca uygun tanıtım istiyorsa, ki öyledir, ilgili “planlamacı” arkadaşları daha yakından takip etmek zorunda kalacak.

Galeri