Cennetten Bir Köşe: Saklı Marmaris

MSN’den James Draven, İngiltere’nin favori güneşli mevkilerinden biri olan daha az bilinen bozulmamış  alanları ziyaret etmek üzere Türkiye’nin güneybatısına seyahat etmektedir.

Bu tarihi kadar eski bir masalın yarısıdır - ve Türkiye Cumhuriyeti tarihinin birçok kez daha eskidir - Romeo & Juliet için Söğüt Desen hikayesi nden gelen, tanıdık bir masaldır. Bu versiyonda kral’ın kızı geceleyin gizlice buluştuğu fakir bir balıkçıyla evlenmek ister. Yanlış yönlendirilmiş kral kızını yakalatmak için ve balıkçıya tuzak için askerlerini gönderir fakat prenses kaçar ve aşığını uyarmak üzere koşarken, menfur bir ok kalbini deler ve her iki adam, kral ve aşığı kendileri için en değerli olan şeyi kaybederler.Bütün klasik hikayelerde olduğu gibi bu bize en çok sevdiğimize nasıl zarar verebileceğimizi öğreten ahlaki bir masaldır.

Türkiye'nin Cumhuriyet Bayramı arifesinde – ülkenin nihayet çökmüş Osmanlı İmparatorluğunun prangasından kurtulduğu 90 yılı işaretleyerek – geniş bir körfezin tam merkezinde, sadece diz derinliğinde olan uzak kıyıya deniz yatağını yaran kırmızı çizgi boyunca yürüyebilecek kadar sığ olan sularda yürüyebilirsiniz. Söylendiğine göre bu batık kıyı oku, bir askerin hatalı ok’u tarafından vurularak sevgilisinin bekleyen teknesine kollarının arasına ölü olarak düşmek üzere kaçan prensese ait kanla lekelenmiş kumun izidir.    

Uzaktan görüldüğü gibi Kızkumu

Bugün heykeli  burada kıyı hattının hemen ötesinde Orhaniye köyündeki koyda durmakta, denizin ayaklarına bindirerek, Kızkumu olarak bilinen, kelimesi kelimesine (girlsand) olarak çevrilen jeolojik olayı işaret etmektedir. Bu bozulmamış, el değmemiş bir ortamda, belki de bu güzelliği çok sert kavradığımızda kırılabilir olduğunu hatırlatmak için duruyor.  

Güneşi arayanın Mekkesi olan Marmaris sahilinden sadece birkaç mil aşağıdayız. Marmarisi düşünün ve İngilizler için uzuz içki ve eğlencenin olduğu güneş kaçamaklarının olduğu bir resim belirmeye başlayacaktır. Liman alanının bir 16. yüzyıl kalesine giden ağrılı derecede pitoresk delik deşik dönemeçli yolları olmasına rağmen, şimdi görünüşte sonsuz olan , kasabanın kıyı şeridini yutan yüzsüz oteller ordusu ile kuşatılmıştır.

Bunun nasıl olduğunu anlayabilirsiniz, ülke burada aşağıda güzeldir. Sağlam zirveleri, yemyeşil manzaraları, kobalt mavisi denizi ve tabii ki Ekim sonuna hatta daha da ötesine kadar güneş,             doğal olarak kuzey Avrupalıların  kalabalık halinde inmelerine neden oldu ve halk buna girişimcilik ruhuyla yanıt verdi. Bir zamanlar mütevazi bir balıkçı kasabası olan peyzajı turist doları yeniden şekillendirdi. Bu turizmin kendisi kadar eskidir ve hemen hemen ülke kadar eskidir.

Bayır köyünde bir hediyelik eşya dükkanı   

Bu bir kayıp cennet masalı olmamasına karşın, belki de saklı hazinelerin bir hikayesidir. Marmaris’te hala doğal güzelliğin zenginliği mevcuttur ve bunu saptamak gerçekten zor değildir. Marmaris’i çevreleyen tepeler, en yüksek tepelerden denizin çok yakın kenarına kadar her inçlik toprağı çam ağaçlarıyla dikelmiş bir şekilde işgal etmektedir. Bu ağaçlardan bölge en gurur duyduğu ihracat ürünü: çam balını çıkarmaktadır.

Kasabanın dışında çoklukla herhangi bir yöne araba sürün, kısa sürede insan eliyle yapılmış kovanları – ağırlıklı olarak mavi kutular – tarlalarda, engebeli tepelerde ve hatta yol kenarlarında sıralanmış halde göreceksiniz. Yazın yüksekliğinde, arılar için çok sıcak olduğu zaman, buranın sakinleri bunları kamyonlarının arkasına toplar ve değerli ballarının bu yüksekliklerde yaşamakta olan ve balı gerçekten seven kahverengi ayılar tarafından yenme riski olmasına rağmen daha serin olan dağların teplerine götürür…

Osmaniye’de bal müzesindeki kovanlar 

Burada turizmden ziyade bal üretimi memleketin hala ana gelir kaynağıdır ve hatta Osmaniye’nin kırsal köyünün içinde buna atfedilmiş olan bir müze vardır. İddialarına rağmen Marmaris dünya çam balının, hiç bilemiyeceğiniz üzere,  %95’ini üretmektedir; yaşamın hızı hala pekmez gibi yavaştır ve kusursuz manzarası endüstriyel gelişme ile bozulmamış halde kalır.

Bu taşrada yapılan herhangi bir tur nefes kesen sahil köyü Selimiyede vurgulanmaktadır. Çılgın döşeli gezinti yerinin dar, dolambaçlı uzantısının vurgusunda gür ağaçlı köyü üzerinde yatların ve ördeklerin yanyana aygın baygın sallandıkları duru sulardan ayrılmaktadır. Sonrakiler, denizin mükemmel bir şekilde yerleşmiş restoranları kucakladığı yerde, öncekinin yemek yiyen sakinlerinden artıkların çekimine kapılmışlardır. Bir parça ekmek atılma şansına sahip olabilirler, ama hiç kimse Sardunya Restoranda iştah açıcı mezeleri paylaşmayacaktır. Köyün belediye başkanı bazı taze deniz ürünlerinin tadını çıkarmak için  – balıktan deniz yosununa kadar – asma yaprağı dolması ve Akdeniz sebzelerinin kaleydoskop’u için burada bize katılır.Selimiye köyünde yaşayanların ortalama olarak 95 sene yaşamalarına neden olan bu diyet ile birlikte  taze hava ve yıl boyunca ılık iklim belediye başkanının övüncüne şüphesiz katkıda bulunmaktadır.         

Bozburun adasında Turgut denilen yıkık dökük küçük bir köy turistlerin çoğu tarafından görülmez, çünkü burada meşgul arılar, limon ağaçları ve yerel ürün marketlerinden başka bir şey yoktur. Uykucu, Bayır köyünün – bal geleneği olduğunu iddia eden – İÖ 1,000 yılına kadar giden – birkaç tane fresk kafesi ve bir yalnız, kendine özgü hediye dükkanı vardır. Marmarisin bu bölgesinin en görkemli kulesi 10 katlı bir yüksek otel değil fakat 2000 yaşında yerel olarak saygı gösterilen çınar ağacıdır.

Bu kısımların çevresinde mükemmel dinlendirici atmosfer vardır; buranın sakinleri Organik abideleri tarafından gölgelenerek, taze nane çayı içerek ve esintiyi çekerek sessiz huzur içinde oturup güneşlenirler, Ancak onların memnuniyet altında yere gömülü, eski nesil zihninde arkasında bir endişe gnaws: bugünün gençleri ülkelerine yollarını terk ve gelecekte bir yaşam sağlamak için turizme bakacağız endişeler vardır. Ancak onların gönül rahatlıklarının arkasında, zihinlerinin ardında bir endişe kemirir; bu bugünün gençlerinin ülkelerinin yollarını terk ederek gelecekte yaşamlarını kazanmak için turizme bakmaları endişesidir. Daha önceki alegorik masaldan gelen prensesin uyarısına dikkat edilirse, turizm mutlaka yerel yaşam tarzının yıkımına yol açmaz.  

Onun verdiği ders Kumlubük Koyuna bakan Dionysos otelinin sahibi ve genel müdürü olan Ahmet tarafından anlaşılmıştır. Lüks resort evleri 86 konuğa ve neredeyse buna yakın personele ev sahipliği yapmakla birlikte, villalarının dağ tarafı yakınında olmasını imkansızdır ve peyzaj her binayı aşağıdaki deniz sahilinden paratikçe görünmeyecek şekilde saklamaktadır. Tersine, otelin büyük sonsuzluk havuzunda yüzerken, havuzun nerede bittiğini ve nerede denizin başladığını tek geçen gulet dışında zor görebilirsiniz.               

Sulara alarak gerçekten turizmin gelişmesinden tamamen  kaçınmak için harika bir yoldur, gulet,  geleneksel yelkenlinin, genellikle iki direkli ahşap yelkenli geminin bir türüdür ve güney-batı Türkiye ile eş anlamlıdır ve Marmaris'te yaygın olarak inşa edilmektedir. Eylem için donanımlı turist çartırı için hazır (bizimkinin kendi güverte üzeri jet-ski’si vardı) ve genellikle önemli altı uyku stili için yeterli ferahlıkta olan, bu bölgenin çok uzak koylarına tur için çökmekte olan nefis bir yoldur: güverte sedirlerde güneşin ve bu bakire sularda yüzmek için denize zaman zaman dalış yapmanın keyfini çıkarmak için.

Bir gulet’in pruvasından manzara

Bizim gemiye atlarken, minibüsümüz Kızkumu koyundan hareket ederek aşağıdaki denizin üzerinde dolandı, rehberim bana kendisi tarafından prensesin ve kavalyesinin  daha az hüzün veren hikayesini oluşturduğunu söylüyordu. Ben aşağıya, mavi koyu ikiye bölen kızgın kırmızı çizgiye bakarken, prensesin yaşadığına ve köye bakan şimdi parçalanmakta olan kalede çocuklarına baktığını, uzun yaşadıklarını ve ve çocuklarının çocuklarının çocuklarının bölgenin şimdiki nüfusunu oluşturduğuna inanmaktan hoşlandığını söyledi. Hikayesi, bunun mutlu bir sonla bittiğini anlatmasına rağmen hala geçmişteki yaraları bize anımsatacak yara izi mevcuttur…ve gelecekte sevdiğimiz şeylere daha iyi bakmamızın gerektiğini söyler…            

James Türk Kültür ve Turizm Ofisiyle Marmaris’e seyahat etti. Daha fazla bilgi için
www.gototurkey.co.uk or email info@gototurkey.co.uk  adresini ziyaret edin.

Galeri